Müzik tarihinin en büyük isimlerinden Ludwig van Beethoven, 1827 yılında uzun süren hastalıklarının ardından hayatını kaybetmişti. Beethoven, yaşamı boyunca ilerleyici işitme kaybı, mide rahatsızlıkları ve karaciğer hastalıklarıyla mücadele etti. Ölümünden neredeyse 200 yıl sonra, bilim insanları Beethoven’ın saç örneklerinden yapılan DNA analizleri ile bilinmeyen bazı sağlık durumlarına dair önemli bilgiler elde etti.
Hepatit B enfeksiyonu ve karaciğer hastalıkları
Alman Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden araştırmacılar, Beethoven’ın işitme kaybının kesin nedenini bulamasa da, ölümüne yol açan hastalığa dair ipuçları buldu. 2023 yılında Current Biology dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, Beethoven’ın büyük olasılıkla hepatit B enfeksiyonu nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Ayrıca, Beethoven’ın alkol bağımlılığı ve bunun sonucunda gelişen karaciğer hastalıklarının da bu süreci hızlandırmış olabileceği belirtildi.
Kurşun zehirlenmesi teorisi çürüdü
Daha önce, 2007 yılında yapılan bir araştırmada Beethoven’ın saçında yüksek seviyede kurşun tespit edilmişti ve bu durum, zehirlenmeye yol açmış olabileceği ihtimalini gündeme getirmişti. Ancak yeni analizler, bu saç örneğinin Beethoven’a ait olmadığını ve bu teorinin geçersiz olduğunu ortaya koydu.
Beethoven’ın sağır olma süreci
Araştırmalar, Beethoven’ın işitme kaybına yol açan genetik bir mutasyon tespit edemedi. İşitme sorunları, başlangıçta tinnitus (kulak çınlaması) ile başlamış ve zamanla yüksek frekanstaki seslere karşı duyarlılığını kaybetmesine, 1818 yılında ise tamamen sağır olmasına yol açmıştı.
DNA analizleri sadece sağlıkla ilgili değil, Beethoven’ın soy ağacına dair de çarpıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Araştırmacılar, Beethoven’ın saç örneğinden alınan Y kromozomunu, yaşayan akrabalarıyla karşılaştırdıklarında bir uyumsuzluk buldular. Bu sonuç, Beethoven’ın soyunun, 1572 yılında Belçika’da doğan Hendrik van Beethoven ile onun soyundan gelenler arasında evlilik dışı bir ilişki yaşandığını düşündürüyor. Bu bulgu, Beethoven’ın soy ağacının daha karmaşık bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koyuyor.