Duygusal gözyaşları döken dünyadaki tek türüz. Mutluluk, üzüntü, hayal kırıklığı veya şaşkınlık anlarında gözyaşı döküyoruz. Ancak bilim insanları, ağlamanın beynimiz üzerindeki etkisini tam olarak çözebilmiş değil. Yeni araştırmalar, gözyaşlarının stres hormonlarını azalttığını ve ruh halini düzelttiğini ortaya koyuyor.

Ağlamak, insana özgü bir eylem olmasına rağmen, tüm gözyaşları aynı değil. Temel olarak üç tür gözyaşı bulunuyor: bazal, refleks ve duygusal gözyaşları. Bazal gözyaşları, gözleri sürekli nemli tutarak koruma sağlar. Refleks gözyaşları, duman veya soğan gibi dış etkenlere karşı gözleri temizler. Duygusal gözyaşları ise stres, üzüntü veya mutluluk gibi güçlü duyguların sonucunda ortaya çıkar ve bu gözyaşlarının kimyasal yapısı diğerlerinden farklıdır.

90 dakika sonra gelen iyileşme

Hollanda'daki Tilburg Üniversitesi'nden Asmir Gracanin ve ekibi, ağlamanın ruh hali üzerindeki etkilerini incelemek için bir deney gerçekleştirdi. Katılımcılar, duygusal yoğunluğu yüksek olan Hayat Güzeldir ve Hachi filmlerini izledi. Araştırmacılar, filmleri izlerken ağlayan ve ağlamayan katılımcıları iki ayrı gruba ayırdı.

Deneyin ardından, katılımcıların ruh halleri 20. ve 90. dakikalarda ölçüldü. Sonuçlar, ilk 20 dakikada ağlayanların kendilerini daha kötü hissettiklerini gösterdi. Ancak 90 dakika sonra durum tamamen değişti. Ağlayan katılımcılar, başlangıçtaki ruh hallerinden bile daha iyi hissetmeye başladı. Araştırmacılar, bu etkinin gözyaşlarıyla stres hormonlarının azalması ve rahatlama sürecinin başlamasıyla ilgili olduğunu düşünüyor.

Ruh halini iyileştiren kimyasallar salgılanıyor

Ağlamanın fiziksel ve psikolojik etkileri bununla sınırlı değil. Duygusal gözyaşları, vücudun doğal bir rahatlama mekanizması olarak çalışıyor. Ağlamak, oksitosin ve endorfin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını sağlıyor. Bu kimyasallar, hem fiziksel hem de duygusal acıyı hafifletiyor ve kişiye bir rahatlama hissi veriyor. Ayrıca, ağlamak stres hormonlarını da azaltıyor.

Çocuklar için okunması gereken 5 öykü kitabı Çocuklar için okunması gereken 5 öykü kitabı

Kortizol seviyelerinin düşmesiyle birlikte vücut daha sakin hale geliyor. Bu nedenle insanlar ağladıktan sonra derin bir nefes alma, rahatlama ve gevşeme hissi yaşayabiliyor.

Ağlamak uykuya yardımcı oluyor

Ağlamanın faydaları sadece ruh haliyle sınırlı değil. 2015 yılında yapılan bir araştırma, ağlamanın bebeklerin daha rahat bir uyku çekmesine yardımcı olduğunu gösterdi. Bebekler ağladıktan sonra daha hızlı uykuya dalıyor ve daha uzun süre uyuyabiliyor.

Yetişkinlerde de benzer bir etkinin olup olmadığı kesin olarak bilinmese de, ağlamanın rahatlatıcı etkisi nedeniyle uykuya geçişi kolaylaştırabileceği düşünülüyor. Stres ve gerginlik azaldığında, vücut doğal olarak dinlenmeye daha hazır hale geliyor.

Bakterilerle savaşan gözyaşları

Ağlamanın bir diğer şaşırtıcı faydası ise bağışıklık sistemini desteklemesi. Gözyaşları, lizozim adı verilen bir enzim içerir. Bu madde, bakterilere karşı doğal bir savunma mekanizması oluşturarak gözleri enfeksiyonlardan korur.

2011’de yapılan bir araştırma, lizozimin biyoterör ajanlarına bile karşı koyabilecek kadar güçlü bir antimikrobiyal özelliğe sahip olduğunu ortaya koydu. Yani ağlamak, sadece ruhsal olarak değil, fiziksel olarak da vücudumuza fayda sağlıyor.

Ağlamak neden tabu olmamalı?

Toplumda ağlamak genellikle zayıflık olarak görülse de, bilimsel araştırmalar bunun tam tersini söylüyor. Ağlamak, insan psikolojisi ve bedeni için son derece sağlıklı bir eylem. Yapılan çalışmalar, ağlamanın kişinin kendini ifade etmesine ve duygularını serbest bırakmasına yardımcı olduğunu gösteriyor.

Ağlamanın sosyal bir yönü de var. Gözyaşları, insan ilişkilerini güçlendiren bir iletişim şekli olarak kabul ediliyor. Kişi ağladığında, çevresindekiler onun duygularını anlamaya ve destek olmaya daha yatkın hale geliyor.

Kaynak: Haber Merkezi