Türk Kızılay İzmir İl Kadın Başkanı Gonca Aslan, İzmir'de Son Dakika'dan Pelin Çini'nin sorularını yanıtladı. Gonca Aslan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne dair önemli açıklamalarda bulundu ve kadınların toplumdaki gücünü vurguladı.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz röportajlardan bir diğerinde karşınızdayım. Bugün de çok kıymetli bir konuğum var. Türk Kızılay İzmir İl Kadın Başkanı sevgili Gonca Aslan bizim ile birlikte. Çok teşekkür ederim röportajı kabul ettiğiniz için öncelikle.
"Ne demek ben teşekkür ederim. Böyle önemli bir günde misafirimiz olduğunuz için... Bizim için çok kıymetli kendimizi anlatabiliyor olmak, sizlerle beraber olabilmek."
Bütün röportajlarda ilk bu soruyla başlıyorum. Şahsi fikrimi de önce söylüyorum. Bu çok kıymetli bir gün. Söylerken bile uzun uzun "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" diyoruz. Ben bunun sadece karanfil alışverişi olan bir güne dönüşmesinden rahatsızım. Bu konuyla ilgili siz ne düşünüyorsunuz?
"Evet, sizle yüzde yüz aynı fikirdeyim. Kadınlarımız sadece bir gün değil 365 gün anılmayı, yaptıkları, ürettikleriyle konuşulmayı hak ediyorlar. O nedenle 8 Mart evet kıymetli ancak farkındalık yaratmak açısından kıymetli. Yoksa 365 gün kadınlarımızın ürettikleri çalışkanlıklarıyla ön planda olduğu bir durum söz konusu aslında."
Çok güzel tanımladınız. Kızılay'la ilgili sorularımı hazırlarken "Kızılay'a kadın eli değdi" lafına denk geldim ve çok sevdim. Söylerken bile gülümsüyorum. Çünkü kadının elinin değdiği şeyin güzelleşeceğini, orada bir üretim, bir doğum olacağını, çiçek açacağını düşünüyorum. Biraz konuşalım istiyorum. Kızılay'a nasıl kadın eli değdi?
"Türk Kızılay’ı 156 yıllık çok köklü bir kurum. Çok köklü bir iyilik hareketi. Tarihine bakıldığında iyilik hikayelerinin çokça konuşulduğu bir platform. Kadın eli değdi mevzusu ise şuradan geliyor. Biliyorsunuz genel başkanımız Sayın Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, iki yıldır bu görevi yürütmekte. Bize de onun yolunda, bir kadının liderliğinde bu görevi devam ettirmek nasip oldu. Kızılay Kadın dört yıl önce teşkilatlanmasını tamamladı. Türkiye genelinde. Ama aslında bakıldığında 156 yıl önce Hilal-i Amer kadınlarından ortaya çıkmış. Bu, iyilik felsefesiyle, yardımlaşma felsefesiyle, başkasının derdini dert edinmekle ortaya konmuş bir iyilik hareketi. Bir yardımlaşma hareketi. Köklerinde yine kadının olduğu çok güçlü bir STK, Türk Kızılay’ı."
Baktığımız zaman da kurumun esası merhamet, şefkat, iyilik ve yardımseverlik. Hepsi kadınlıkla bağdaşan kavramlar...
"Evet. Aslında kadının fıtratında ne varsa Türk Kızılay’ında da o var. Kadın vicdanlıdır, kadın merhametlidir, kadın duyarlıdır, hassastır ve yardımseverdir. Bunu ben ötekileştirmek, ayrıştırmak ya da bir cinsiyetçilik anlamında söylemiyorum ama kadının böyle bir yatkınlığı var. Erkek daha teknikken, kadın daha duygusal, daha merhametli, daha yufka yüreklidir, yumuşaktır. Kızılay bir kadın hareketi ve bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu."
Sizin bu göreve başlamanız 2020 yılındaki İzmir depreminde şahit olduklarınızdan sonraya denk geliyor. O dönemde sahada yer almış sonra da kurumda daha aktif olmaya hız vermişsiniz. Neler yaşandı o dönemde? Ne hissettiniz?
"Son yıllara baktığımızda aslında hem dünya hem ülkemiz çok farklı afetlerle sınanıyor. Yani sadece deprem değil, yeni yeni tanıştığımız sel ve orman yangınları da dahil. 2020 yılında değindiğiniz gibi İzmir depremini yaşadık. Rabbim bu ülkeye ne İzmir depremi gibi ne de Kahramanmaraş depremi gibi bir felaketi bir daha yaşatmasın. Tüm duamız bu yönde. Tabii refleks olarak hemen yardımcı olmak için, bir şeyler yapmak için çırpınmaya başlıyorsunuz. O noktada ben İzmir Kızılay Şubesi'nin performansını deneyimledim ve. sahadaki profesyonelliğini gördüm. Sistemli yardımlaşma ve iyilik hareketine şahit oldum. Ardından Türk Kızılay Kadın Kurulduğunda başkanlık teklifi geldi ve hiç tereddütsüz kabul ettim. Çünkü doğru yer, doğru adres olduğunda yürekten inandım."
Görev de size istemiş, siz de görev istemişsiniz. Böyle çok uygun bir birliktelik olmuş. "İyilik iyileştirir" diyorsunuz...
"Evet, öyle oldu. Ben çokça yerde buna değiniyorum. Aslında iyiliğin insanı iyileştirdiğine inandığım için benim yolum Türk Kızılay’ı ile kesişti. İyilik yapmak aslında kişinin kendini iyileştirir. Birçoğumuz yapılan şeyin karşı tarafa fayda sağladığını düşünürken aslında yardımı eden iyileşir. Kızılay başkalarını iyi etme halinin kendini iyi etme durumuna dönüştüğü bir kurum. Ben bunu fark ettikten sonra kopamadım zaten. İyilik yapmak insana çok "iyi" gelen bir şey. Herkesin deneyimlemesini şiddetle tavsiye ettiğim bir durum bu."
Kızılay’dan da çalışmalarınızdan da ve bu iyilik halinden de bahsederken gözlerinizin içi parlıyor. Bir başka parlıyor bu konuyu anlatırken...
"Çok teşekkür ediyorum. Gerçekten bunu yaparken yürekten ve karşılıksız yapıyorum. Evet, güçlü bir ekibim var. Yönetim kurulunda çok sevdiğim arkadaşlarım var. Hepimiz gönülden destek vermeye çalışıyoruz. Kendi yaşantılarımızda suya sabuna dokunmadan çok rahat bir şekilde hayatımızı devam ettirebilir durumdayken, başkasının derdiyle dertleniyoruz. İyilik yapmayı seçiyoruz."
Bu çok önemli. İyilik bir seçim meselesi. İyi olmayı seçmek de zor olan aslında...
"Evet, burada bir seçim var. İyi olma hali ve başkasını iyi etme haliyle ilgili bir seçim yaptık biz ve dedik ki ‘Biz bir başkası için ne yapabiliriz?' "
"Elimizi taşın altına nasıl koyabiliriz" demişsiniz...
"Evet, evet. Çok güçlü bir ekibiz dediğim gibi. Hepimiz gayretle çalışıyoruz. Başımızı her gece yatağa koyduğumuzda bugün hangi iyilik hikayesine destek verdik? Diye düşünerek uyuyoruz. Kime vesile olduk diye şöyle bir gözden geçirip huzurla gözlerimizi böyle kapatıp uyuyabiliyoruz. Çok keyifli bir duygu bu."
Ben her röportaj sonu bir mesaj alıyorum konuklarımdan. Sizden esasında hem 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile alakalı hem de hayata atılacak gençlere "iyiliği seçmek" ile alakalı bir şeyler duymak isterim...
"Ben 25 yıllıkta bir eğitimciyim aslında. Ham maddesi insan olan bir mesleğim var benim. İngilizce öğretmeniyim. Her derse girdiğimde mutlaka yılın başında tanıştığım öğrencilerime şunu tavsiye ediyorum. İyi bir insan olun, bunun için gayret sarf edin. Evet, branşım kıymetli, önemli. Ancak doğru insan olmak, iyi insan olmak her şeyden, her meslekten daha önemli. Sizin de söylediğiniz gibi kötü olmak kolay. İyiyi seçmek, orada kalmak ve o iyiliği büyütmek ise emek ister ama insanın kendine verebileceği en büyük hediye de budur. 8 Mart özelinde de üreten, çalışan, güçlü tüm kadınların zaten felsefesinin bu olduğuna inanıyorum. Farkındalığının bu yönde olduğuna inanıyorum. Bunların artmasını ve çoğalmasını diliyorum. İzmir bu yönden çok şanslı bir şehir. Avantajlı bir şehir. Kadının sesinin yüksek duyulduğu, aktif olduğu bir şehir. Böyle bir şehirde büyümüş ve böyle bir şehre elimden geldiğince hizmet edebiliyor olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyorum ayrıca."
Tekrar tekrar çok teşekkür ederim.
"Ben teşekkür ediyorum. Bu vesilede, sizlerin aracılığıyla da tüm kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum."