Dün gece Türkiye’nin sevilen sanatçılarından Volkan Konak’ın sahnede geçirdiği ani rahatsızlık sonucu hayatını kaybetmesi hepimizi derinden sarstı. Onu türküleriyle, sesiyle, duygusuyla tanıyan milyonlarca insan için bu sadece bir kayıp değil; aynı zamanda düşündürücü bir olaydı. Çünkü sahnede yaşanan bu ani kriz, aslında hepimizin gözünün önünde duran ama görmezden geldiğimiz bir gerçeği yeniden yüzümüze çarptı: Acil müdahale bilinci ve sağlık sistemine erişimdeki zaaflarımız.

Son yıllarda sahnede, sokakta, evde, spor sahasında, toplu taşıma araçlarında yaşanan benzer olaylar ne yazık ki artık şaşırtmıyor. Birçok insan, bir kalp krizi anında ya da başka bir ani rahatsızlıkta ne yapacağını bilemeden çevresine bakıyor. Hızla müdahale edilmesi gereken bu kritik dakikalar, çoğu zaman panik, çaresizlik ve sistemsel yavaşlık yüzünden geri dönülmez kayıplara yol açıyor.

Volkan Konak’ın da yaşadığı bu talihsiz olayda ilk müdahalenin konseri izlemeye gelen sağlık personeli ve izleyiciler tarafından yapıldığı, ardından 112 ekiplerinin geldiği ve yaklaşık 40 dakika boyunca kalp masajı uygulandığı bildirildi. Ancak tüm bu çabaya rağmen sanatçı kurtarılamadı. Bu noktada ister istemez akıllara şu sorular geliyor:

Olay yerine sağlık ekibi ne kadar sürede ulaştı?
İlk müdahale için gerekli donanım ve alan sağlandı mı?
Ambulans, hastaneye ulaşırken ne kadar hızlı hareket edebildi?

Bu sorular sadece Volkan Konak’ın yaşadığı acı olay özelinde değil, her gün hepimizin başına gelebilecek ihtimaller adına sorulmalı. Çünkü bu bir istisna değil; toplumun genelinde süregelen bir eksikliğin yansıması.

Türkiye’de ilk yardım eğitimi ne yazık ki hâlâ yeterince yaygın değil. Zorunlu eğitimlerin dışında, bireylerin gönüllü olarak bu bilince ulaşması için yeterince teşvik yok. Acil bir durumda doğru müdahalenin ne olduğu, kalp masajının nasıl yapılacağı, hangi durumlarda sağlık ekiplerinin beklenmeden hareket edilmesi gerektiği gibi bilgiler hayati önem taşıyor. Ancak toplumun genelinde bu konuda bir eğitim eksikliği söz konusu.

Öte yandan, sağlık hizmetlerine hızlı ulaşım hâlâ büyük şehirlerde bile zaman zaman sorun yaratabiliyor. Trafikte ambulansa yol vermeyen araçlardan tutun da, bazı organizasyonlarda yeterli sağlık ekibi bulundurmama sorunsalına kadar pek çok başlık var. Özellikle kalabalık konserler, spor etkinlikleri gibi büyük organizasyonlarda acil müdahale ekiplerinin varlığı yalnızca “protokol gereği” olmamalı; bu ekiplerin donanımlı, organize ve hızlı olması hayati önem taşıyor.
Burada mesele sadece “bir sanatçının sahnede hayatını kaybetmesi” değil. Asıl mesele, bu olayın herkes için geçerli bir örnek teşkil etmesi. Bugün Volkan Konak, yarın bir izleyici, öbür gün bir sporcu ya da bir okulda öğrenci… Hayat hızlı yaşanıyor ama kriz anlarında müdahalede o kadar hızlı değiliz.

Bu vesileyle bir gerçeği daha vurgulamak gerekiyor: Herkesin ulaşabileceği, yaygınlaştırılmış, gönüllü ve zorunlu ilk yardım eğitimleri artık lüks değil, zorunluluktur. Hızlı ve organize acil sağlık müdahale ekiplerinin bulunduğu bir yapı, sadece sağlık profesyonelleri için değil, her birey için bir ihtiyaçtır.

Volkan Konak’ın kaybı hepimizi yasa boğdu. Ama bu üzüntüyle birlikte, farkındalığımız da artsın isteriz. Daha fazla hayat kaybı yaşanmadan, sistemin eksik yönlerine çözüm odaklı yaklaşmak ve toplumsal sağlık bilincini artırmak artık hepimizin sorumluluğu.

Çünkü bu yaşanan sadece bir sanatçının değil, hepimizin hikayesi olabilir.