Bugün 21 Mart… Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü. Ama farkındalık sadece bir gün değil, bir ömür boyu süren bir empati meselesi olmalı. Çünkü mesele sadece fark etmek değil, gerçekten hissetmek, görmek değil, anlamak.
Down sendromlu bireyler hayata bizden bir parça fazla ile geliyorlar ama aslında onlarda eksik olan hiçbir şey yok. Eksik olan bizde. Sabırda, sevgide, anlayışta... Onlara “farklı” diye bakmak bile yeterince ayrımcılık. Oysa onlar da bu toplumun bir parçası. Okula gidiyorlar, çalışıyorlar, hayal kuruyorlar, seviyorlar… Ama en çok da sevilmek istiyorlar.
Birçoğumuz “bir kromozom farkı” diyoruz, iyi niyetle söylüyoruz ama belki de eşitliği yine orada bozuyoruz. Onlara ayrı, özel bir alan açtığımızı sanırken dışarıda bırakıyoruz. Gerçek farkındalık, onları ayrı tutmak değil, birlikte var olabilmektir. Aynı sokakta, aynı sırada, aynı sofrada…
Toplum olarak yapmamız gereken şey; onları yüceltmek değil, normalleştirmek. Çünkü ihtiyaçları alkış değil, kabul görmek. Bir bakış, bir gülümseme, bir selam… Belki de onlar için en büyük farkındalık bu kadar basit.
Unutma, bir gün bir yerlerde karşına çıkabilir. Elini uzattığında göreceğin şey, fazladan bir kromozom değil, eksiksiz bir kalptir. Ve o kalpte, hepimize yetecek kadar sevgi vardır.
Bugün onları konuşalım, ama her gün birlikte yaşayalım.